|
|
June 05
Alıntı
müzik box

Hani hasretler yaşanırya Hiç bitmeyen Hani uzun yollar olurya Sonu gelmeyen Hani yuce dağlarda kar olurya Hiç erimeyen İşte ben seni öyle seviyor Ve öyle özlüyorum...  Belki bir hasret gibi içimdesin Sonu gelmez yollar gibi uzaktasın Yüce dağlardaki karlar gibi erişilmezsin Ama ben seni yine de seviyorum Ve öyle özlüyorum..  Hani aklına gelir de Derin bir of çekersin ya Hani anıları hatırlar da İçine tarifsiz bir burukluk çöker ya İşte ben seni öyle seviyor ve öyle özlüyorum.. İşte ben seni böyle özlüyor ve böyle seviyorum
BIL KI SEVMEKTEN VAZGEÇMEDIM SENI, BIL KI SENINLE BIRLIKTE, SEVDANI DA TASIYACAGIM YÜREGIMDE, BIL KI; SENI ASLA UNUTMAYACAGIM




Sıkı Tut Yüreğini Düşmek; bazen bir daha kalkamamaktır. Bazende, daha iyi kalkmak toparlanmak, eskisinden daha diri olmamaktır ruh için.Elbet beden düşecek toprağa tıpkı bir yaprak gibi.
Bir kıvılcım gibi söner bedenler.Elbet bedenler toprak olur. Ya düşen yürekse ve ruhumuzsa ne olur?
Yaşamın pırıltılarında esir ettiğimiz sımsıkı tutamadığımız yüreğim ne olur,ah yürekler ne olur?
Tutabilmek hayatı ve tutunabilmek biryerlere,birşeylerin ucunda olsa... Sımsıkı tut yüreğini ki tutundum diyebildiğin birşeyin olsun. Her insanın en çok aşina olduğu kadar bir o kadar uzak olduğu menzil değilmidir yüreğimiz ?
Ne kadar ara verirse versin insan. birşeye ara vermemeli yüreğine onu hep sıkıca tutmalı ve tutunacak bir yer bir liman aradığında içinde bulmalı onu, coşturmalı değil mi çağlayanları? Açtırmalı tüm lalelezarları yüreğinde. Sıkı tut yüreğini hem de sımkısı kaçmasın .
Niye sıkılıyoruz ki ? Neden hezeyanlar neden yüreğimizde med-cezirler ? Galiba tutamıyoruz/tutunamıyoruz, hiç bitmiyor yürek fırtınasıda ondan. Ne ümitler saklıyorum içimde ve de son nefese kadar saklayacağım ben.
Ümit o ki; hiçbir çile ve zorluk ruhu yıpratmasın, yolundan alıkoymasın.
Bedenimiz elbet eskir, pörsür. ya ümitlerimiz hayallerimiz ve tabi ki sıkı sıkı sardığımız, sarıldığımız yüreğimiz?
Sıkı tut yüreğini; Çık onunla çimenler üzerine. Katıl sende hayallerindeki mavi turlara Savaş Don-Kişotlar gibi yeldeğirmenleriyle Dal seyrine sevgilinin gözlerinde maviyle tüllenen enginlere... Koş işte yüreğinle tut ellerinden, yürüt onu çocuklar gibi... Seherlerle uyan, yalvar Allah``a en güzel esmalarla ve içten dualarla. ilahi mesajlarla açılsın kalp barajların. Potansiyele dönüşsün içindeki tutkuların, arzuların... Dostlarla ol,dost ol herkese ve herşeye. Sevgiliyle ve en sevgiliyle muhabbetler et. Yüreğinin çare-i yeganesine hem dem ol. Mideni düşündüğün kadar onu da düşün, besle büyüt en lahuti manalarla.
Yorgunluk ,dermansızlık belirir çok zaman.Düşünemez insan, farkedemez neyi kaybettiğini ve kaybederken neleri yitirdiğini...
Ruhu sıkı tutmalı ki, düşmesin! Mühim olan o çünkü... Ve bir papatyanın düşen yaprakları sana ; düştüm,düşmedim der gibi : Ben seni tutuyorum düşmeyesin diye, sönmez ümitler dolduruyorum içine… Pörsümez sevinçler, dipdiri hayallerle...
Nede olsa benim yüreğimsin yine de söküp atamam seni! Sıkıca tutarım düşürmem seni bir daha söz... Biliyorsun ben sensiz asla yapamam.
Sımsıkı tut yüreğini ki; düŞmesin !
Ve sımsıkı sar ki onu; fazla üşümesin...

Korkuyorum Karanlık çökmeye başladı yine..Heryer simsiyah oldu.Sen yoksun.KORKUYORUM! Sen olsaydın dağıtırdın tüm karanlığı,her yeri ışıkla donatırdın. Sonra alırdın beni koynuna ve en güzel aşk hikayelerimizi,hayallerimizi anlatırdın. Hani en çok uykuda beni izlemeyi severdin ya!Yine izlerdin.. Ama yoksun işte!Çok uzaktasın!Uzanamayacağım,yetişemeyeceğim kadar uzaktasın. Ve ben KORKUYORUM! Oysa ben senleyken korku nedir bilmezdim.Ben senleyken acı nedir bilmezdim. Gidişin öyle bir yaktıki kalbimi,yokluğun öyle bir acıttıki içim,korkuyu da öğrendim,acıyı da. İçimi acıtan gidişin değil biliyormusun?Asıl içimi acıtan sevgimi hiç hakedememiş olman. İşte bu çok acı.. Keşke benim sevgimi hakedebilmiş olsaydın.O zaman inan seni kendi ellerimle bile gönderebilirdim.. ``Ayrılıklar da sevdaya dair``demişler. Doğru!Ama ayrılıklar sevdaya dair,kaçışlar değil! Sen benden bir suçlu gibi kaçtın,geriye bir kere olsun bakmadın! Her şeyi,tüm yaşananları hiçe saydın. Bu kadar basit olmamalıydı sevdan.Bu kadar bencil olmamalıydın.. Keşke biraz daha sevebilseydin,keşke beni herşeyin yapabilseydin,keşke bu kadar korkak olmasaydın. Ama hayat keşkelerle olmuyo işte. Ve bana yine tek söz kalıyor;mutsuzum ve hala çok KORKU
Kalbime Gömerim O Zaman
Bebegim gene sensiz bir gün doğarken,duygularım Irmaklar gibi çağlasada.Duygularıma dem vurur sineme çekerim.Gemilerim denizlerinde kızıl mehtaplara yelken acarken dalgalansa da,gözlerin gözlerimde canlanır pusulam olur sana yelken açarım. Yangın yerleri arasında sevdamızı ararken göz yaşlarım sensizliğim olur. Dilimden dökülen hecelerim içimdeki aşkla kelimelere dökülür, sana özlemlerim olur. Sensiz çırpınmalarımda gecelerin yorgunluğu üzerime çökse de, nöbetçi gardiyanlar uykusuz gecelerimi tutar. Sensiz tuttuğum her gül dalından soluyor, gittiğin yollara döşediğim her güle intihar gülleri diyorum artık bebeğim. Artık hüzün kokan şiirlerimi, her kelimede acını hissetmeyi sevmiyorum .Ardı ardına gizlenmiş göz yaşlarım içimde zehir olup yüreğimi çürütse de gül kurusu dudakların hep aklıma geliyor. Sen; aşk diyarımın kraliçesi, kıyamet gününde cennetimin gönül prensesi, cehennemlerimde ruhumu kırbaçlayan acı meleğimsin. Dağların doruğuna kadar ulaşsa da özlemlerim, engin tepelerde saçlarının arasından süzülen ışık hüzmesi gözlerime perde çekse de, karlı tepelerin yamaçlarından esen rüzgarlarda süzülen eteğinin kıvrımları gölgelerim olur. Düşlerimde hayallerim olur seni isterim, geçmişin yarası geleceğimde dermanım olmanı arzulardım. Yüreğime sensizliği kelepçelediğin gibi yüreğimin anahtarı olmanı isterim bebeğim. Ellerini alma benden mecnunun olurum, bendenim kölen, yüreğim senin için yanar kül olur. Katran karası gecelerime senli pembe düşler yüklerim, içindeki benli sevdayı uyutursun. Sevdim seni sevmiyorsun, cennet olsan cehennemimsin sevgilim hayatımın ışıklarını aydınlat desem umursamazsın. Sensiz dinliyorum şarkılarımı, sensizliğimde sen oluyor, ben sadece susuyorum, seni görmeyen gözlerimle karalıyorum. En güzel anılarımızı yüreğimde saklıyorum, senli kuyulara dilek tutup taş atıyorum, beni zülüm denizlerine atma. Haykırmak istiyorum, dudaklarım aralansa da içimden acılarımı elek elek eliyorum. Seni çok özledim. Gittiğin zamandan beri gönlümde mahkemeler kurup kendimi cezaya çarptırıyorum. Haykırışlarım acırcasına duvarları tırmalasa da, tuzlu göz yaşlarımla yaralarımı deşiyorum. Kadınım durmadan seni sayıklıyorum, bitmez dinmez sönmez acılarım. Beni denizlerinde boğma. Yakma ateşlerinde, bitirme sevdamızı,yarınlarımıza çizgi çekme, sensiz bembeyaz güllerimiz kan kırmızısı oldu. Dudaklarımda kelimeler titrese de içimi titretse de sevdan... Sevgini kalbimden silmeyeceğim. İstesen de kimleyim nerdeyim bilemeyeceksin. Yüreğimdeki acıları sıra sıra vagonlara yükledim.Sen bilmeyeceksin... Sana her baharında mutluluklar dilerim... Gönlün acılara düşmesin.. Mutluluklar... Mutluluklar..
Yetmez Mi 
Firtinalarla bogusmadim Alevler arasindan gecmedim ama.... yakan gözlerine baktim ölmedim yetmez mi?...

Cöllerde susuz kalmadim Gemilerde dümensiz ya da karli daglarda atessiz Sensiz kaldim Ölesiye severken yetmez mi?...
Zehir icmedim kadehlerden Hancerlenmedim cigerden Umut aldim, söz aldim, yar senden Inandim, aldandim Yetmez mi...


---------------Sevgide güneş gibi ol,------------
---Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol,-----
---------Hataları örtmede gece gibi ol,---------
------------Tevazuda toprak gibi ol,-------------
------------------Öfkede ölü gibi ol,--------------
-----------------Her ne olursan ol,----------------
------------Ya olduğun gibi görün,---------------
-----------Ya göründüğün gibi ol.----------------
Ŝęνđΐм ŝęñΐ Ъΐŗ ķęŗę, Ъẵşķẵŝıňı ŝęνęмęм..
đęłΐ đΐỳõŗłẵŗ Ъẵňẵ, đęŝΐňłęŗ đęğΐşęмęм..
đẵħẵ ỳõłữň Ъẵşıňđẵŝıň, đęğΐşΐŗŝΐň đΐỳõŗłẵŗ
õỳŝẵ ŝẵňẵ çıķıỳõŗ, Ъΐłđΐğΐм ŧữм ỳõłłẵŗ.
ŝęνģΐ ẵňłẵşмẵķ đęğΐłđΐŗ, ňęđęňŝΐžđę ŝęνΐłΐŗ..
Ъẵžęň ķüçữķ Ъΐŗ ẵň ΐçΐň, ôмữŗ Ъΐłę νęŗΐłΐŗ.
Ŝęνđΐм ŝęñΐ Ъΐŗ ķęŗę, Ъẵşķẵŝıňı ŝęνęмęм
∂єğмєzмιš σиυи i¢ιи αğℓαмαуα. ∂єğмєzмιš šєνмєує αšιк σℓмαуα. ğüℓмєуι вєкℓєякєи вєи нαуαттα, уιктι∂α ğιттι нєяšєуι вιя αи∂α... уαℓαи šєνğιℓєяℓє šєνєи αℓ∂αтιℓмαz. вє∂∂υαм вιяğüи šєиι вυℓα¢αк єℓвєт, šєиι∂є αğℓαтαи вιяι ¢ιкα¢αк єℓвєт..
SEN BU SiiRi OKURKEN
Sen bu Siiri okurken Ben coktan bu sehirden gitmis olacagim Artik ne özlemlerimi duyacaksin bicak yarasi
Duygusal Flash Animasyonlu Şiirler
|
Flashların Yüklenmesi bağlantı hızına göre biraz zaman alabilir.
|
April 13
Alıntı
BAYRAGIMIZ
Boğazımıza uzanan pençeleri tırnaklarımızla yırttığımız gün…
Zaman mefhumuna sığdırılamayacak kadar büyük ve derin bir tarih…
“Her destan bin bir şehit, her şehit bin destandır Destanları yaratan şehitten akan kandır”
“Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker! Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i... Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi... Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? "Gömelim gel seni tarihe!" desem, sığmazsın.”
“Bir kahraman takım ve de Yahya Çavuş'tular Tam üç alayla burada gönülden vuruştular Düşman tümen sanırdı bu şahane erleri Allah'ı arzu ettiler, akşama kavuştular”
“Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın, Bu toprak, bir devrin battığı yerdir. Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın, Bir vatan kalbinin attığı yerdir.”
Ah Çanakkale!
Ruhumun hem acı hem de gururla yoğrulmuş köşesi!
Ah Çanakkale!
Övünç kaynağım, ata toprağım, elem mabedim!
Ah Çanakkale!
Mazimin atime can verdiği ufuk!
Ah Çanakkale!
Sözlerimi anlamsız, varlığımı değersiz kılan o ulvi gerçek!
Ah Çanakkale!
Ecdadımın çilesinden uzanıp içime akan gözyaşım!
“Çanakkale içinde aynı çarşı Ana ben gidiyom düşmana karşı Of gençliğim eyvah!”
Alıntı
TÜRK'E KARŞI KİM OLURSA KARŞIM VAR, BU ÜLKEDE TÜRK İSTİKLAL MARŞIM VAR ...
İSTİKLAL MARŞI
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal! Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal... Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!
MEHMETİM...
Esaret zincirini kanlarla kıran Mehmet, Hürmetle eğilmede huzurunda bu millet, Kan verdin şu toprağa ebedi şan aldın sen.
Öldünde savaşlarda yaşatmak için yurdunu, Çoştunda savaşlarda azgın düşmanlar durdu. Bütün dünya milleti o azgın düşmanlar ki, Memleketi istila edeceklerdi sanki.
Düşündüler mi onlar üç kıtanın fethini, Düşündüler mi onlar şanlı tarihini. Çoştun da bir zamanlar atlamıştın Tuna'yı, Ezmiştin hasımları sarmıştın Viyana'yı.
Avrupa ortasında yıllarca at oynattın, Dillere destan olan kahramanlar yarattın. Saçtın oralarda binbir dehşetle korku, Sinerek düşmanların Türk geliyor diyordu.
Unutulmuştu demek o istila günleri, Tarihe nam saldığı Türk'ün şanlı günleri. Hatırladın sen o şerefli anları, Çanakkale önünde boğarak düşmanları.
Çarpışarak orada bulmak için hakkını, Durdurdun imanınla,çoşup gelen akını. Bir kere daha geçti şanlı tarihe ismin, Sen bizim kalbimizde ölmez ve ebedisin.
_____________________VE____ŞEREFSİZ PKKLILAR_____________(HADİ ARADAKİ 70 BİN FARKI BULALIM)_____________________
ŞEREFSİZLERDEN İTİRAFLAR.
D.K. TUNCELİ 1982 DOĞUMLU LİSE 1 DEN TERK
… Örgüte katılmamda öncelikle macera yaşama isteği etkili oldu. Köyümüze gelen örgüt mensuplarına özeniyordum. Köye geldiklerinde yaşlılar dahil onlar geldiğinde ayağa kalkarlardı. Bu beni oldukça etkilemişti.
...Örgütteki insanların bir gün öldürüleceğini, yaşantının zorluklarını biliyordum ama örgütten ayrılmak bana ağır geliyordu. Bana, “beceremedi, kaçtı” diyeceklerini biliyordum. Arkadaşlarımdan biri, “kaçalım” diyordu. Başka bir arkadaş, “ben teslim olacağım” diyordu. Ancak korkudan dolayı bu düşüncelerimizin hiç birisini eyleme geçiremedik.
İlk başta ben, örgüt mensuplarını ulaşılması zor insanlar olarak görüyordum. İçlerine girince, bunların da bir çok hataları, bir çok gerilikleri olan insanlar olduklarını görünce hayal kırıklığı yaşadım. Benim örgüte olan inancım iyice sarsılmıştı. Grup lideri bir arkadaşımızı öldürdü. Daha 11 yaşındaydı. Onun ölümünü gördükten sonra ben örgüte inansam ne olur ki.
Köylerdeki gençlere, “bize katılın” diye bir şey söylemiyordum. “Kitap okuyun, okula gidin, anne-babanızın sözünden ayrılmayın” diyordum. Çünkü insanların, bu pisliğe bulaşmasını istemiyordum. Bize özenip katılmak isteyen insanların katılmaması için elimden geleni yapıyordum. Ben batacağım kadar batmışım, bari onlar batmasın diye düşünüyordum.
Katılımın çoğu üniversite ve metropollerdendi. Üniversite gençliği kişilik arayışı içindedir. Üniversitedeki örgüt elemanları, bu tür kişilik arayışı içinde ve boşluğa düşmüş gençleri buluyorlar ve örgütteki yaşam tarzını övüyorlar. Onlara hep ütopyalardan bahsediliyor. Üniversitede bu tür propagandalara maruz kalan genç de dağdaki örgüt mensubunu tanrı gibi görmeye başlıyor ve dağa geliyor.
… Çatışma sonrasında, ayağa kalktığımdaki ilk düşüncem, “inşallah beni vururlar” şeklindeydi. Bir boşlukta gibiydim. Askerler beni almaya gelirken, “silahımı şunlara doğrultayım, birkaçını öldüreyim, nasıl olsa beni vuracaklar” diye düşündüm. Daha sonra,”lanet olsun, neden ben inanmadığım bir şey için öleyim” diye düşündüm ve yere yattım. Askerler beni götürürken, “ne zaman beni vuracaklar” diye düşünüyordum. İşkence yaparak öldüreceklerini düşündüm. Askerler bana hiç bir şey yapmadı. En çok buna şaşırdım. Hiç kötü muamele görmedim. Oradaki askerlerin yaptıkları, bana davranışları insanlıktan öte bir şey. Orada iki arkadaşları şehit olmuş. Askerlerin bana davranışlarını düşündükçe vicdan azabı çekiyorum. Ama ben aynı şekilde dağda olsaydım ve bu durumda askerleri ele geçirseydim tersini yapardım. Bu benim düşüncem değil. Örgüt böyle istiyor. Yoksa örgüt beni öldürürdü. Şimdi bütün düşüncelerim değişti.
20 yıldır terör olayları yaşanıyor ve örgütler sonuç alamıyor. Artık insanlar; “yıllardır bu örgütlerin hiç birisi bir şey yapamadılar. Bunların yüzünden geçmişte de, şimdi de hep bizim çocuklarımız zarar görüyor” diye düşünüyorlar. Halk terörden bıkmış ve şaşkın durumdadır ve “ben bu teröristlerden çok zarar gördüm, çok şey kaybettim” diye düşünmektedir.
... Örgüt içinde, katı bir ayrımcılık hem eleman bazında hem de lider bazında vardır. Örgütte, “aydın kesim, burjuva kesim, köylü kesim, cezaevi kesimi ve proleterya kesimi” olarak beş ayrı sınıf vardır. Bu kesimlere ait insanların birbirleriyle olan ilişkileri hep birbirini kollar niteliktedir. Aydın kesim; okumuş kimselerden oluşur. Köylü kesim; hiç bir şeyden haberi olmayan, gariban, öl desen ölen insanlardan oluşur. Burjuva sınıfı herkese üstten bakan ve kendisini sürekli haklı gören insanlardan oluşur. Cezaevine giren örgüt mensupları cezaevi kesimini oluşturur. Proleter kesim ise her şeyi kendi gücüyle elde eden insanlardan oluşur. Bu kesimler sürekli birbirini pasifize etmeye çalışır. Birbirlerinin açıklarını ararlar ve sürekli eleştirirler.
Örgüt içinde duygusal bağlılıklar da var. Benim de duygusal bağım vardı. Başkalarının da bana olan duygusal bağlarını biliyorum. Grup içinde, bazı kızların grup liderine yakın olmak için kendilerini kullandırdıklarını da biliyorum.
İnanç konularına farklı yaklaşılıyordu. Grup içinde yapılan oyunlarda bir imamın cemaate namaz kıldırması hicvediliyordu. Ama bir köye gittiğimiz zaman o köyün inançları doğrultusunda hareket ediyorduk. Sünni bir köye gittiğimiz zaman, köylüleri “selamünaleyküm” diyerek selamlıyorduk. Buradaki konuşmalarda Allah adının çok geçmesine dikkat ediyorduk. Hatta namaz kılmasını bilen varsa namaz vakti köylülerle birlikte namaz kılıyordu. Özellikle Diyarbakır bölgesinde Allah propagandası yapılıyordu. Bir Alevi köyüne gittiğimiz zaman da o insanlara göre yaklaşıyorduk.
Örgüt içerisinde, olumsuzluğun propagandası çok iyi yapılır. Örneğin örgüt başı yakalandıktan sonra köylere erzak almaya gittiğimizde, köylülere; “trafik kazasında da ölebilirdi” şeklinde propaganda yapıyorduk. Örgütün propaganda sistemi, kamçı-şeker politikasıdır. Örneğin bir köyde birisine örgüt mensubu bilerek kötü davranır, küfreder, döver. Daha sonra başka bir örgüt mensubu gelir, köylüye,”amcacığım kusura kalma, bu adam bir cahillik etmiştir ama biz cezasını vereceğiz” diyerek gönlünü alır. Ayrıca biz alevi köyünde alevi gibi, sünni köyünde sünni gibi davranırdık.
Radyolarda, teslim olmuş örgüt mensuplarının yaptığı konuşmalar bizi etkiliyordu. Eğer tüm grup içerisinde herkes bu konuşmaları dinliyorsa herhangi bir yorum yapılmıyor, sadece, “bu da ajan olmuş, işbirlikçi olmuş” değerlendirmeleri yapılıyordu. Ama kendi aramızda ve güvendiğimiz kişilerle berabersek, konuşmanın değerlendirilmesi daha açık yapılabiliyordu. Örneğin, “bak bu da teslim olmuş, asker ona bir şey yapmamış” diyebiliyorduk. Öcalan’ın ütopyaları yüzünden binlerce insan öldü.
Bir daha mı? Asla.
April 11
Alıntı
HZ. Mevlana dostlukla ilgili sözleri
Sohbet vardır, keskin bir kılıca benzer; bostanı, ekini kış gibi kesip biçer. Sohbet vardır, ilkbahar gibidir. Her tarafı yapar, sayısız meyveler verir. İhtiyat ve tedbir ona derler ki, "kötü zannı gideresin, kaçıp kötülüklerden kurtulasın."

Seni dostundan ayıran sözü dinleme. O sözde ziyan vardır, ziyan!

Kim benlikten kurtulursa bütün benlikler onun olur. Kendisine dost olmadığı için herkese dost kesilir. Nakışsız bir ayna haline gelir, değer kazanır. Çünkü bütün nakışları aksettirir.

İyilik, hoşluk zamanında hepsi dosttur, eştir. Fakat dert ve gam zamanı Allah'tan başka kim sana dost?

Dost nasıl dosttur? Rey ve tedbir bakımından merdivene benzeyen, seni aklıyla her an irşat edip yücelten dost.

|
|
|
|